Bakir: Türkiye’nin rolüne ihtiyaç var
كتبهاعلي حسين باكير ، في 16 آذار 2009 الساعة: 20:29 م
Bakir: Türkiye’nin rolüne ihtiyaç var
rolüne ihtiyaç var
07/02/2009 11:02:41
Selman Doğanay - SÜTUN HABER
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Davos’taki tavrı medyada büyük ses getirdi ve Arap Dünyası’nın Erdoğan’a hayranlığını kat kat artırdı. Türkiye’nin yükselen yıldızı ve bölgede artan rolü üzerine onlarca ve belki de yüzlerce makale yazıldı. Biz de uluslararası ilişkiler uzmanı gazeteci-yazar Ali Hüseyin Bakir’e bütün bunları nasıl yorumladığını ve Türkiye’nin bölgede yakın gelecekte nasıl bir rol oynayabileceğini sorduk.
- Türkiye’nin Gazze’ye saldırı sırasındaki tavrı sizce nasıldı?
Öncelikle şunu söylemeliyim ki, İsrail’in Gazze’ye saldırısı sırasında Türkiye’nin tavrı oldukça sertti ve Filistinliler’i savunuyordu. Resmi bakışa göre bu taraf tutmanın haklı gerekçeleri vardı. İsrail orantısız güç kullanmıştı. Ayrıca çocukları ve sivilleri öldürmenin hiçbir gerekçesi olamazdı. Türkiye, İsrail’in bu davranışının bölgedeki barış ve istikrar beklentilerini yerle bir ettiğini görüyordu. Fakat saldırılar sona erdikten sonra Türkiye’nin tavrının yavaş yavaş denge politikasına döndüğünü gördük. Türk yetkililerden Hamas’ı füze atımından vazgeçmeye davet eden açıklamalar işittik.
- Erdoğan’ın Davos’taki çıkışını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Erdoğan’ın Davos’ta oturumu terketmesi olayına gereğinden fazla anlam yüklememeliyiz. Erdoğan bizzat kendisi tepkisinin konuşmak için kendisine yeterli süre vermeyen moderatöre olduğunu ve moderatörün yaptığının Türkiye gibi büyük bir devlete hakaret anlamına geldiğini açıkladı. Moderatörün yaptığı Erdoğan’ın salondan çıkmasını gerektiriyordu, o da çıktı.
- Türkiye’nin bölgedeki rolünü nasıl görüyorsunuz?
Şunu bilmemiz gerekir ki, Türkiye’nin bölgedeki rolü tarafları bir araya getirme ve istikrarı sağlama ekseni etrafında toplanmaktadır. Dolayısıyla Türkiye -İsrail de dahil- taraflardan biriyle iletişimini koparırsa aracılık rolü tehlikeye girer. Doğru bir bakış açısına sahip Türk liderleri buna izin vermeyeceklerdir. Türkiye’de tam da bu günlerde görülen resmi ve sivil hareketlilik Türkiye’nin bölgesel bir güç olduğuna dair jeo-stratejik bir bakışı yansıtmaktadır ve bu bakış resmi, sivil ve diplomatik düzeyde barışçı yollarla pratiğe yansımalıdır.
- Sizce Arap ülkeleri Türkiye’nin yıldızının yükselmesinden rahatsız mı?
Bilakis Arap ülkelerinin Türkiye’nin rolünden memnun olduklarını düşünüyorum. Türkiye’nin bölgede güvenlik ve barışı, ekonomik ve sosyal istikrarı önceleyen politikasına bakınca bu politikanın Mısır ve Suudi Arabistan gibi önde gelen Arap ülkelerinin eğilimiyle kesiştiğini görürüz. Türkiye’nin politikası İran’ı rahatsız ediyor. Çünkü bölgede sağlanacak istikrarın İran’ı denklem dışında bırakacağını çok iyi biliyor. Araplar Türkiye’nin rolünün Arapların politikasıyla paralel olduğunun ve İran’ın bölgedeki bozguncu rolüne engel olacağının farkındalar. Türkiye’nin politikaları büyük oranda Arap ülkelerinin yönelimiyle aynı doğrultuda ve İran’ın bölgedeki rolüyle ters. Bu nedenle uzun bir süredir Türkiye’nin Mısır ve Suudi Arabistan ile koordineli hareket ettiğini görüyoruz.
- Fakat Türkiye’de halk arasında, hatta hükümeti destekleyenler arasında Arap ülkelerine karşı büyük bir öfke var ve İran’a sempati duyuluyor. İran’da Erdoğan’ın tavrını destekler açıklamalar yaptı. Bu sizce bir çelişki değil mi?
İslam ülkelerindeki haklar Türkiye’nin tavrından hoşnut oldu. Fakat bu konular devamlı gel-gitlere şahit olur. Biz burada devletlerin politikalarından ve stratejilerinden bahsediyoruz. Gazze’ye saldırı sırasında İran’ın pasif kaldığını gördük. Öyle ki, kınamakla ve slogan atmakla yetindiler. Erdoğan’ın tavrına destek sözleri soyut bir söylemin ötesine geçmez. İran yönetiminin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün bugün Suudi Arabistan’da söylediklerinden hoşnut olacağını ve Gül’ün söylediklerini onaylayacağını hiç sanmıyorum. Türkiye modeli İran’ın kullandığı kartları elinden alıyor.
- Hangi sözleri ?..
Gül, Suudi Arabistan’ın siyasetini övdü ve Arap Barış Girişimi’ne destek verdi. Bölgede güvenlik ve istikrarın sağlanmasının önemine işaret etti. Mekke Anlaşması’na uymadıkları için Filistinlilerin her iki grubunu da eleştirdi. Bunlar kesinlikle İranlıların hoşuna gitmeyecek sözler. Birkaç ay önce Körfez İşbirliği Konseyi’nin Türkiye ile stratejik işbirliği anlaşması yaptığını unutmayalım. Bu anlaşma Konsey’in yabancı bir devletle bu düzeyde yaptığı ilk anlaşmaydı. Bu da Türkiye’nin rolünün bu aşamada oldukça önemli olduğunu gösteriyor.
- Türkiye’nin Hamas ile ilişkilerini nasıl görüyorsunuz?
Gerçek şu ki, Hamas oldukça zor ve tehlikeli bir dönemden geçiyor. Bu dönemde Türkiye’nin tavrı ve Hamas ile ilişkisi çok önemli. Bu ilişki Hamas’ı rahatlatacaktır ve yanlış yönlere savrulmasını önleyecektir. Hamas’a dışarıda farklı kapılar açacaktır. Hamas da Türkiye’nin öneminin farkında ve Türkiye-İsrail ilişkilerine rağmen Türkiye’yle iyi ilişkilerini korumaya gayret ediyor.
-Türkiye bu aşamada Filistinliler için neler yapabilir?
Türkiye’nin siyasi, ekonomik ve güvenlik alanlarında Filistinliler için önemli şeyler yapabileceğine inanıyorum. Türkiye Filistinliler arasında ulusal birliğin sağlanması için taraflar arasındaki görüş farklılığını azaltabilir. Bu durumda Mısır ve Türkiye koordineli hareket edecektir. Ayrıca Türkiye Hamas’tan yeni döneme uyum sağlamasını isteyebilir.
- Mahmud Abbas Türkiye’ye geliyor. Sizce Ankara’dan beklentisi ne olabilir?
Abbas da kendi bakış açısını, özellikle Filistin Kurtuluş Örgütü’ne alternatif bir çatı oluşturulması talebi hakkındaki düşüncelerini Türkiye’ye anlatacaktır. Türkiye’den belli konularda Hamas’ı ikna etmesini isteyebilir. Ayrıca bazı maddi yardım taleplerinde de bulunabilir.
ـــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــ
التصنيفات : تركيا, مقالاتي المترجمة | السمات:تركيا، غزّة، علي باكير، مقابلة، العدوان الاسرائيلي، حرب غزّة، الباحث، علاقات دولية، ايران، أردوغان، أبو ماز
أرسل الإدراج | دوّن الإدراج
























